|
Vitiligo Tip ve Progresyonunda
Tiroid Hormonlarının Rolü Özer Arıcan*, Sezai Şaşmaz*, Ali Çetinkaya** * Kahramanmaraş Sütçü imam Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı ** Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı
Özet Vitiligo, sebebi bilinmeyen ve sık rastlanılan depigmentasyonla seyreden dermatolojik bir hastalıktır. Vitiligoya tiroid bozukluklarının eşlik ettiği de bilinmektedir. Bu çalışmada vitiligo tipleri ve hastalığın aktivitesi ile tiroid hormon seviyeleri arasında bir fark olup olmadığı araştırılmıştır. Hasta ve kontrol grubu serumlarından CFtotal T3(TT3), serbest T3(ST3), total T4(TT4), serbest T4(ST4) ve TSH immunometrik assay yöntemi ile hormon laboratuarında ölçüldü. Çalışmaya 61(28 erkek, 33 kadın) generalize, 51 lokalize(22 erkek, 29 kadın), 5(tamamı erkek) üniversal ve 4(3 erkek, 1 kadın) segmental olmak üzere toplam 121 vitiligo ve 90(39 erkek, 51 kadın) kontrol olgusu alındı. Yapılan değerlendirmede tiroid hormonları ile hastalığın tipleri arasında bir ilişki bulunmadı. Aktif ve durağan hastaların tiroid hormon seviyeleri arasında da istatistiksel bir fark yoktu. Tüm hasta grubu ile kontrol grubu karşılaştırıldığında ise TSH düzeyi hariç diğer tüm değerler kontrol grubuna göre anlamlı yüksek bulundu. Vitiligolu grupta hormonal değerleri anlamlı tiroid bozukluğu gösteren 10(%8.26) olgu vardı. Bunlardan beşi hipertiroidi, ikisi hipotiroidi ve üçü subklinik hipotiroidiydi. Kontrol grubunda ise 5(%5.56) olguda tiroid bozukluğu saptandı. Bunlardan biri hipertiroidi, ikisi subklinik hipertiroidi ve ikisi de subklinik hipotiroidiydi. Vitiligo lezyonlarının yaygınlığı ve aktivitesi ile tiroid hormon bozuklukları arasında direkt bir ilişki yoktu. Tiroid bezi ile deri arasındaki ilişkiler ve pigmentasyona etkileri daha detaylı olarak araştırılmalıdır.
TÜRKDERM 2003; 37: 269-273
Vitiligo tüm toplumlarda %0.14-8.8 oranında görülebilen, her yaş grubunu etkileyen, melanosit kaybı ile karakterize edinsel bir deri hastalığıdır. Hastalığın etyolojisine yönelik çalışmalar hâlâ sürmektedir. Genetik, nöral, biyokimyasal, kimyasal, immunolojik ve melanositlerin kendini yok etmesi başlıca ileri sürülen teorilerdir. Bunlardan en fazla kabul göreni otoimmün mekanizma olsa da çalışmalar, hastalığın multietyolojik faktörlü olabileceğini göstermektedir. Pek çok çalışmada vitiligonun otoimmün tiroiditle birlikte olduğu bildirilmektedir. Bu çalışmada vitiligolu hastalarda tiroid fonksiyon bozukluğu aranmış ve klinik özelliklerine göre tiroid hormon seviyeleri karşılaştırılmıştır. Gereç ve Yöntem Polikliniğimize başvuran vitiligo olguları ve vitiligosu ve tiroid hastalığı ile ilişkili bir hastalığı olmayan sağlıklı kişiler çalışmaya alındı. Bunların sistemik ilaç almamasına ve gebe olmamasına dikkat edildi. Hasta ve kontrol olgularının isim, yaş ve cinsiyetleri kaydedilerek kanda total T3(TT3), total T4(TT4), serbest T3(ST3), serbest T4(ST4) ve Tiroid Stimülan Hormon(TSH) düzeyleri istendi. Hasta grubunda hastalığın tipi, aktivitesi, başlama yaşı ve süresi de ayrıca not edildi. Kan örnekleri, uyku ve yemekten etkilenmemesi için hasta ve kontrol grubundaki tüm bireylerden aç karnına ve sabah 08:30-10:30 saatleri arasında alındı. TT3, ST3, TT4, ST4 ve TSH Immulite 2000 kitleri kullanılarak immunometrik assay yöntemi ile hormon laboratuarında ölçüldü. Bulgular Çalışmaya 58 erkek, 63 kadın toplam 121 vitiligo hastası alınırken, kontrol grubunda ise 39 erkek, 51 kadın olmak üzere toplam 90 olgu vardı. Cinsiyet dağılımı açısından fark yoktu (p=0.51). Yaş ortalamaları da ilk grupta 32.6±18.2 (2-76), ikinci grupta da 35.9±18.9 (12-90) idi ve aralarında istatistiksel bir fark yoktu (p=0.19). Hastaların (28 erkek, 33 kadın) 61(%50.4)’i generalize, (22 erkek, 29 kadın) 51(%42.2)’i lokalize, (tamamı erkek) 5(%4.1)’i üniversal ve (3 erkek, 1 kadın) 4(%3.3)’ü segmentaldi. Hastalığın süresi 1-75 (ortalama: 25.6±17.4) yıl arasında değişiyordu. Hastaların 90(%74.4)’ı aktif, 31(%25.6)’i durağandı. Hastalara ait özellikler Tablo I’de verilmiştir.

Vitiligolu grupla kontrol grubuna ait tiroid hormonlarının verileri ve istatistiksel değerlendirmeler de Tablo II’de özetlenmiştir.

Tiroid hormonlarından TT3, ST3, TT4 ve ST4’ün ortalama değerleri vitiligoda kontrole göre anlamlı olarak yüksek bulundu. Vitiligonun gruplarına ait veriler Tablo III’de,

aktiviteye ait veriler de Tablo IV’de özetlenmiştir.

Bunlarda herhangi bir istatistiksel fark bulunmadı. Vitiligolu grupta hormonal değerleri anlamlı tiroid bozukluğu gösteren 10(%8.26) olgu vardı. Tümü generalize vitiligodan oluşan 5’i hipertiroidiydi. Kalan 5 olgudan 2’si (tümü lokalize vitiligo) klinik hipotiroidi ve 3’ü (ikisi generalize, biri lokalize vitiligo) subklinik hipotiroidiydi. Kontrol grubunda ise 5(%5.56) olguda tiroid bozukluğu saptandı. Bunlardan biri hipertiroidi, ikisi subklinik hipertiroidi ve ikisi de subklinik hipotiroidiydi. Her iki grupta da klinik olarak tiroid bozukluğu ile uymayan yüksek ve düşük hormonal değerler de vardı. Bunlar Tablo V’te özetlenmiştir.

Tartışma Vitiligo ve tiroid bozukluğuna dair ilk yayın 1929’da yapılmış ve ardından da çeşitli çalışmalarla vitiligoda %30-40 oranlarında tiroid bozukluklarından bahsedilmiştir. Yaşla birlikte bu oranın arttığı da ifade edilmektedir. Vitiligoda pek çok organa olduğu gibi tiroide karşı da otoantikorlar gözlenebilmektedir. Cunliffe ve arkadaşları 52 vitiligo hastasının 24’ünde, Brostof ve arkadaşları 42 hastanın 7’sinde, Grimes ve arkadaşları da 70 hastanın 11’inde, Kempt ve arkadaşları 46 hastanın 5’inde ve Korkij ve arkadaşları ise 31 hastanın tümünde tiroide karşı çeşitli otoantikorlar bulmuşlardır. Shong ve Kim, vitiligolu bir grup hastada otoimmün tiroid bozukluğunu %6.83, otoimmün olmayan tiroid bozukluklarını ise %0.88 bulmuşlardır. Vitiligoda tiroid bozukluğuna dair yapılan yayınlarda ise hem hipertiroidi hem de hipotiroidi varlığı dikkati çekmektedir. Pal ve arkadaşları 100 vitiligo hastasının serum T3 ve T4’ün ortalama değerlerini kontrole göre düşük bulmuşlardır. ManiGhalam ve arkadaşları çalışma gruplarında hem hipertiroidi hem de hipotiroidi olmak üzere %16.6 tiroid disfonksiyonu bulmuşlardır. Hegedus ve arkadaşları 35 vitiligo hastasının 6’sında hipertiroidi, 2’sinde de hipotiroidi olmak üzere 8(%22.9)’inde tiroid bozukluğu bulmuşlardır. Handa ve Kaur ise vitiligolu geniş bir seride tiroid hastalığı sıklığını %0.5 olarak vermişlerdir. Ülkemizde Özgöztaşı ve arkadaşları da bir grup vitiligo hastasında bu oranı %10.7 olarak saptamışlardır. Bizim çalışmamızda hastaların bir kısmında çeşitli hormon anomalileri vardı. Fakat tiroid bozukluğu gösteren olgu sayısı 10(%8.26)’du. TSH hariç diğer dört hormonun ortalama değerleri kontrole göre anlamlı yüksekti. Bu fark en belirgin T3’te gözlenmekteydi. Öte yandan ManiGhalam ve arkadaşları vitiligoda T3’e bağlı hipertiroidi görmediklerini bildirmişlerdir. Bu yüksekliğin belki de “Tiroid binding globulin” yüksekliğine bağlı olabileceği düşünüldü. Total ve serbest tiroid hormon parametrelerindeki yüksekliğe karşın TSH’nın ortalama değerlerinde bir düşme yoktu. Yine hastalığın tipleri ve aktivitesi ile ilgili olarak da bir farka rastlanmadı. Bu da bize tiroidin bu hastalıkta direkt olmasa da indirekt bir rolünün olup olmadığının yeni çalışmalarla araştırılması gerektiğini düşündürdü. Tiroid hormonlarının deri üzerindeki etkileri pek açık değildir. Tiroid hormonlarının protein sentezini, oksijen tüketimini ve mitozu artırdığı iddia edilmekte ama bunlar tam açıklanamamaktadır. Vitiligonun otoimmün tiroiditlerle ilişkisi iyi dökümante edilmişse de tiroid bezi-deri arasındaki ilişkiler net değildir. Bu yükseklikler acaba tiroid bezi için de hedef bir periferik doku olan derideki patolojilere sekonder olarak mı oluşmaktadır? Fakat önceki çalışmalarda elde edilen farklı sonuçlar bunu yorumlamayı zorlaştırmaktadır. Tiroid bezi ile pigmentasyon sistemi arasındaki ilişkiler de belirsizdir. Bu veriler daha detaylı deneysel çalışmalarla aydınlatılmalıdır. Yine vitiligolu hastaların periyodik olarak tiroid bezi hastalıkları açısından takibinin de yararlı olacağı inancındayız.
|